Balkanskidom - Göç edemeyeceğiniz tek adres...  

Geri git   Balkanskidom - Göç edemeyeceğiniz tek adres... > Dom altında her şey yerli yerinde > Seljak muhabbeti > Veni Vidi Vici
Yardım Seljak Listesi Radio and TV Forumları Okundu Kabul Et

Veni Vidi Vici Az gittik biz gittik buyrun sizde gidin..

   

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 29. May 2009, 15:42   #1
edito
selvi boylum al yazmalım
 
edito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 347
Seljak 45 Mesaj için 121 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 7 times
Seljak 2 Mesajda 2 Defa Eksilendi!
edito is on a distinguished road
Apazya

Rusya'nın güneyi ve sahili olan tek bölgesi Apazya.

Aslında Apazya için vize yok ama Gürcistan geçiş müsaadesi tanımıyor. Bir tek Rusya tanıyor. O yüzden Rusya'nın Soçi şehrine iniyoruz uçakla. Dolayısıyla Rus vizesi almak gerekiyor. Yaklaşık 2 saat sürüyor uçak.

Soçi bizim Antalya'mız gibi onlar için. Ama ne yeşillik Tanrım! Yeşilin her tonu... Zaten Karadeniz sahili (Çörni More diyorlar). Soçi, Rusların gidebildiği tek tatil bölgesi olduğundan dünyanın en pahalı yeri diyebiliriz. En dandik oteli 500 usd civarında. Mağazalar, gece eğlencesi ve sadece Soçi'de kalan 100 km lik bir sahili geride bırakıp Apazya'ya doğru ilerliyoruz.

Her halde on dakika sürüyor araba yolculuğu ve sınır kapısına geliyoruz. Sonra arabadan indiriyorlar bizi ve yaklaşık yarım saat yürüyebileceğimiz bir kontuara gidiyoruz. Kontuardan geçiş hayatımızda göremeyeceğimiz sıkıntıda. Kaç tane gümrük memuruna cevap verdiğimizi sayamadık. Hepsi pasaportlarımıza bir şeyler işledi. Sonunda bizi bekleyen arabaya vardık. Yürüyerek sınırı geçmeyi benimsemiş oradaki halk. Hatta keyif bile alıyorlar, bizde.

Tam işlemlerimiz bitti sanıyorduk ki Soçi memurları aracı durdurup içini arıyorlar, hiç bir şeyimizin eksik olmamasına rağmen adettenmiş onlara da rüşvet veriliyor. Bu arada uçaktan inenlerde rüşvet vermek zorunda. Enteresan...

Dahada bitmedi Rusya'dan uzaklaşınca az sonra Apazya memurları geliyor aynı sorgular ve işlemlerden tekrar geçiyoruz onlarada rüşvet veriyoruz. Bize rehberlik eden Abaza genç arkadaşımız (Rusça konuşuyoruz-ana dilleri Apazca) "tamam" diyor "başka yok merak etmeyin. Burada adetler böyle." Gülüyor.

Yaklaşık yüz kilometre daha yol yapacağız Apazya'nın başşehri Sokhum'a kadar. Yolda gördüğümüz yerler bana Bosna'yı hatırlatıyor, üzülüyorum. O canım binalar 92'de ki savaştan beri hayalet gibi kalmışlar. Üzerlerinde kurşun yarıkları, bombalanmış binaların yarım cepheleri, eski komünist evlerinin halen taşıdığı kararmış perdeler, terk edilmiş hayatlar...

Genç arkadaşımıza soruyoruz neden tadilat yapılmadığını. Paralarının ve sanayilerinin hala kendine gelmediğini anlatıyor bize. Gürcü'lerin koyduğu ambargoların son bir kaç aydır Rusya tarafından gözetildiğini... "Üzülmeyin o kadar" diyor "Düzenlemeye başladık, başşehir neredeyse hazır". Gözlerindeki toprak sevgisi çok aşina geliyor bana.

Sonunda bir kaç şehir geçip Sokhum'a varıyoruz. Gerçekten derli toplu olmuştu bu taraf. Rus devlet başkanın geçtiğimiz aylarda Apazya hazinesine ödediği yardım sayesinde olduğunu anlatıyorlar. Ancak Rusya parayı öderken bazı şartlar koymuş. Mesela yollar ilk önce düzenlenecek. İkinci olarak Ortodoks Hıristiyanlarının oraya vardıklarında Hacı oldukları devasa bir Manastır var. NoviAfon Manastırı. Turizm açısından çok mühim bir yer. İkinci olarak Manastırın tadilatı tamamlanacak! Onlarda öyle yapmışlar.

Afon Manastırı dünya üzerindeki en büyük Manastırlardan. Yol üzerinden henüz kafası görünen bir hali var ki yukarıya yanaştıkça aklınızı kaçırabilirsiniz. 16. yüzyılda yapılmış. İçerideki freksler taptaze. Enerjisinin yüksekliğine şaşırıp kaldık. O kadar büyüktü ki dolaşılmayan bir de arka taraf vardı. Rahibelerin kaldığı taraf. Görünenden iki misli büyüklükte.

Bütün bu genel bilgilerin dışında anlatmak istediğim harika bir ritüellerine katılma şansımız oldu.

Şaman kökenli bir ırk Abaza'lar. Kasabadan bir arkadaşlarının oğlu olmuş. Bizde ki "Babina" gibi onlarında bir seramonisi vardı. Davet aldık ve seve seve iştirak ettik. Yaklaşık 100 metre karelik bir salonun bir ucundan diğerine kadar uzanan yemek masası hazırlanmıştı. Hayatımda bu kadar çok çeşidin bir arada sunulduğu başka bir masa görmedim. Herkesin üstüste üçer tane boş tabağı mevcuttu. her tabağın önünde onlarca orta büyüklükte bardak. Abaza mutfağı çok zengindir bilenler bilir o yüzden isimlerini hatırlamadığım lezzetleri betimlemeyeceğim. Neyse Şaman inanışına göre Keçi kutsaldır. Ve sadece böyle özel günlerde yenir. Ama haşlamak kaydıyla! Apaz'lar yağda hiç bir şeyi kızrtmıyorlarmış. Herşeyin haşlama olması gerekiyormuş. Lapa'ya benzer bir karışımı suyla ıslatarak tabaklara dolduruyordu kadınlar biz vardığımızda. Sonradan onun ekmek olduğunu anlayacaktık. Normal ekmek yenmezmiş.

Yemek başlamadan evvel misafir olduğumuz için ve tek kadın beni olduğum için o koskoca sofranın baş köşesini bana ayırdılar. Kıpkırmızı oldum ve buna lüzum olmadığını açıkladım. Çok şaşırdılar çünkü onların ana dili bile A harfiyle başlıyormuş. Yani her kelimenin başında A harfi var demek istiyorum. Bir kaç saniyede nedenini açıkladılar. "Bizde A annedir. Biz Anaerkil bir toplumuz ve kadınlar en değer verdiğimiz varlıklar. O yüzden sizin baş köşeye oturmanız gerekiyor" Kabul ettim ve sıkıla sıkıla yerleştim. Sonra bir kadın bir erkek gelecek şekilde diğerleri yerleşti ve en sonunda diğer başköşeye evin Babaannesi geldi.

Babaanne (Babuşka) müsaade edince neşeyle yemek yenmeye başladı. Ben dalıp gittim tabi açlıktan çıkmışım gibi. Kimsenin yemek yerken benim gibi acele etmediğini görünce yutkunarak gülümseye çalışıyordum ki masadakilerden biri ayağa kalkıp Apazca bir şeyler söylemeye başladı. Sözlerinin ortasında herkes tek tek ayağa kalktı. Bizede işaret ettiler bizde eşlik ettik. Uzun uzun konuşup önünde duran bir sürü bardağa sürahilerdeki şaraplardan alıyordu. Ama sadece konuşan alıyordu şaraptan. (Bu arada şarap binmilyon tonluk bir fıçıda bundan onsekiz sene evvel yapılmış bu gün için!) Sonra ikinci bir şey daha söyleyip diğer kadehi dolduruyordu. Sonra bir tane daha, sonra bir tane daha. Ayaklarım uyuştu ayakta durmaktan. Meğersem konu şuymuş. Yemeği karnımızı değil gözümüzü doyurmak için fazla fazla yapıyorlarmış. Asıl lüzumluk şey şarabı içmek. Yemek, bir ayakta bir oturarak devam etti gitti. Abaza dostlarımız konuşma sayılarına göre şarap kadehi doldurduktan sonra tek seferde her birini içmek durumundalar.

Bu arada gece nasıl bitiyor?

Herkes bu şekilde içtikten sonra elbette birilerinin kalkıp lavaboya gidesi gelecek değil mi? Ancak eğer masadan kalkarsanız bir daha geri dönme hakkınız bulunmuyor. Dost dergahında bu kadarlık yeriniz varmış diyerek sizi bir daha içeri almıyorlar. Salonun önündeki verandada takılıyorsunuz bir diğeri gelene kadar. Böyle böyle tek tek insanlar çıkmaya başlıyorlar ve masada son kişi kalınca kadınlar sofrayı topluyorlar.

Bu arada Şaman kültüründen size getirdiğim iki anektod daha var. Birincisi onların deyimlerinden; İçmeyeceksen kaldırma, Kalkacaksan oturma, Gideceksen gelme, Susacaksan konuşma...

İkincisi yemek esnasında Keçi'nin kafasının sol tarafını yolladı Babuşka. Benim yüzüm ekşidi tabi. Derhal düzelttiler beni. "Sen bizim misafirimizsin, sana gönlümüzün solunu yolluyoruz". Ekşitmeyede gerek yokmuş tadıda pek lezizmiş doğrusu.

Sevgilerimle
Zehra Serap Azbay
__________________
İlma haatsı ypmyın, ypanı uyraın, beni sinrlndirmyn!!
edito isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29. May 2009, 15:58   #2
edito
selvi boylum al yazmalım
 
edito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 347
Seljak 45 Mesaj için 121 Teşekkür aldı.
Seljak 2 Mesajda 2 Defa Eksilendi!
edito is on a distinguished road
Cevap: Apazya

Bakalım bu defa yükleyebilecek miyim. Olmazsa biriniz el atıverin Seljaklarım

[IMG][IMG][/IMG][/IMG]
__________________
İlma haatsı ypmyın, ypanı uyraın, beni sinrlndirmyn!!

Konu edito tarafından (30. May 2009 Saat 15:09 ) değiştirilmiştir..
edito isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29. May 2009, 16:00   #3
edito
selvi boylum al yazmalım
 
edito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 347
Seljak 45 Mesaj için 121 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 1 times
Seljak 2 Mesajda 2 Defa Eksilendi!
edito is on a distinguished road
Cevap: Apazya

http://img43.imageshack.us/gal.php?g=p5220015.jpg
__________________
İlma haatsı ypmyın, ypanı uyraın, beni sinrlndirmyn!!

Konu edito tarafından (30. May 2009 Saat 15:11 ) değiştirilmiştir..
edito isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29. May 2009, 16:39   #4
belmak
Njevesta
 
belmak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 719
Seljak 92 Mesaj için 349 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 3 times
Seljak 1 Mesajda 1 Defa Eksilendi!
belmak is on a distinguished road
Cevap: Apazya

Bir tane de buraya

__________________
Vrije u Meni Krv Balkanska
Cigani smo meraklije ne mozemo bez rakije
belmak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29. May 2009, 17:15   #5
edito
selvi boylum al yazmalım
 
edito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 347
Seljak 45 Mesaj için 121 Teşekkür aldı.
Seljak 2 Mesajda 2 Defa Eksilendi!
edito is on a distinguished road
Cevap: Apazya

__________________
İlma haatsı ypmyın, ypanı uyraın, beni sinrlndirmyn!!

Konu edito tarafından (30. May 2009 Saat 15:11 ) değiştirilmiştir..
edito isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Eğer var ise yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:06 .


Powered by V Bulletin Version 3.6.8
Designed By balkanskidom
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.